YENGE 13
Ara ara ev ziyaretlerinde karşılaşmalarda iç geçirerek bakışmaların sonunda, bir akşam iş dönüşü eve gelirken öğrendim misafirimiz olduğunu .Buraya yazacağıma göre kimin olduğu gayet belli. Nedenini bilemediğim bir şekilde yenge ile bir konu olduğunda eşimin hala mahcup bir tavır takınıyor olması bir açığımızın olmadığının ,herhangi bir şüphe duymadığının göstergesiydi. Zira eve gelip üzerimi değiştirmeye girdiğimde yine "kusura bakma, bana da çok ani oldu,************ devlet hastanesinde randevu bulabilmiş, yakın diye gelmek istedi" demesi durumu açıklıyordu. Ertesi gün öğlene kadar off günüm olması bu yüzden de biraz fazla uyumayı planlamam dışında bir problem yoktu. Hatta içten içe gizli bir heyecan da yok değildi. Hal-hatır, gereksiz muhabbet, televizyonda açık master chef derken saat 11'e gelmişti. Bu arada geçen zamanda özellikle bir falso vermemeye dikkat ediyordum ama diğer yandan da içim içimi kemiriyordu heyecandan. Heyecan dediğim aklıma bir şey gelmemesi ile alakalı tamamen. Çünkü bu zamana kadar ya baş başa kaldık ya da kalabalık ortamda bulunduk. Eşime hangi odada yatıracağını sordum whatsapp’tan. Genelde arka taraftaki küçük odayı veriyorduk misafirlere ancak misafir ******** geldiğinden gereksiz eşyalar orada kalmış, mecbur salona açılacaktı. Şeytan da burada dürttü zaten. Bazı satın alma görüşmelerinde veya art niyet sezdiğim birebir toplantılarda kullanmak amaçlı aldığım araba anahtarı görünümlü balık gözü kamera bu sefer amacı dışında işime yarayacaktı. Eşim bir yandan yengeyle nevresim yorgan vs ayarlarken ben de kamera açısına en uygun olacak koltuğu açıp araba anahtarını da dikkat çekmeyecek yere koydum. Daha önce ev içerisinde kullanacağım aklıma gelmediğinden bir deneme yapmamıştım. Daha önceki çekim tecrübelerinden uygun açı ve mesafede “on” konumuna getirip çıktım.
Bütün gece uyku tutmadı. Kameraya neler takılacağını merak ediyordum. Hoş görebileceğim en aşırı şey üst değiştirmesi olacaktı belki ama bunu ondan ******** yapmış olmak dahi heyecan veriyordu. Saat 2’ye doğru koridordaki yürüyüş lambaları teker teker yanmaya başladı. Bu çocukların gece korkmamaları için yaptırdığımız lambalar şimdi yengenin kapı önümüzde olduğunu haber veriyordu. Çünkü yanından geçtikten sonra sönen lamba bizim kapının önünde devamlı yanıyordu.5 dakika kadar sonra tamamı sönerek kapandı. Odaya geçmişti. Daha evvel onun evinde yaşadıklarımızı hatırladıkça kalkıp bir kaçamak yapmamak için zor sabrediyordum. Bu düşüncelerle uyuyup sabah uyandım. Eşim çocuğu okula götürmek için hazırlanmıştı. ”Zaten dinlenemedin o yüzden ben götüreyim dedim” diyerek yine yengesi yüzünden mahcup olmuştu. Normalde gerek yok der götürürdüm ancak bu sefer evde kalmak daha cazip gelmişti. Uykuya devam eder gibi yattım. “kaçtaymış hastane randevusu?” diye sordum “çok da merak etmeden”. “Bilmiyorum ama inşallah erken gider” diye cevap verdi eşim. “Öyle deme misafirdir bir sıkıntı yok benim için yatar dinlenirim sen gelene kadar” diyerek teselli edip gönderdim. Kapı sesini duymamla telefondaki cam aplikasyonuna girmem bir olmuştu. Kapı kapandıktan sonra baya bir oturdu önce. Sonra bir iki kez odadan çıktı. Muhtemelen sadece bir kez gelmemişti odanın önüne. Daha sonrada üzerini değiştirmeye başladı. Kontrolü kaybettiğim nokta da burası oldu. Üzerini çıkartıp atleti de çıkarttığında altında kıpkırmızı sütyeni bembeyaz teni üzerinde parlıyordu. Ya da ben öyle görüyordum. Ama bu kombin hiç de doktora gidecek mutaassıp yengeye uymuyordu. Kamera uygulamasını kapatıp araçta bulunan GPS uygulamasını açtım. Okul yolunda trafikteydi. Bu da ortalama 20 dakika kadar bir zaman tanıyordu bana.
Odadan çıkıp yattığı odaya girdim. Öyle filmlerdeki Afrodit pozisyonu filan hayal ediyordum ama gerçek öyle değildi. :) Yanına uzanıp boynundan öpmeye başladım. Korkar, sıçrar diye bekledim ama gayet güzel buyur etti arkasına beni, kendini öne atarak. Ellerim eşofman altından göbeği, göğüslerinde gezerken iyice abanmıştım arkasına. ”Geç kaldın çok oldu evden gideli” dedi. Emin olmak için bekledim ama zor bekledim deyip kendime çevirdim. Deliler gibi yapıştı dudaklarımız. Onun adına aylar olmuştu belki haklıydı ama ben neden bu kadar yükseldim bilmeden deyim yerindeyse yiyişiyorduk. İnanılmaz bir heyecan, korku, zevk adı neyse işte o basmıştı beni. Kalkıp tekrardan telefonu elime aldım. Hala varmamışlardı okula. Ekranı görebileceğim yere koyup devam ettik. “Bu kadar özlediğini bilsem daha önceden gelirdim buradaki hastaneye” dedi fısıltıyla. Bu arada çoktan alt eşofmanını sıyırıp am dudağıyla sikimi baş başa bırakmıştım. İçine girerken “özledim de arayamadım ki” deyip gömüldüm. Sütyeni'nin altından göğüs uçlarıyla oynarken gidip geliyordum içinde. Dudaklarıma uzandığında ikiletmeden üzerine uzanıp bir yandan öpüşüp bir yandan da içinde gidip geliyordum. Sikme temposunu dudaklarımdaki dudaklarının sıkılığına göre ayarlıyordum. Ses çıkarmadan ya da seslerimizi dudaklarımızdan taşırmadan gidip geliyordum. Çok dayanacak halim yoktu, zaten zamanımız da yoktu. Kafamı boynuna gömüp gözlerim kararana boşalmıştım içine. Hala zonkluyordum içinde. Kafamı kaldırıp dudağından öpüp üzerimi düzelttim. O da hızlıca kalkıp külodunu ve eşofmanını çekip etrafta iz bırakıp bırakmadığımızı kontrol etti. Ayaktayken göğüslerini avuçlayıp “özlemişim” diyerek bir kez daha öptükten sonra “kırmızı sütyenle mi gideceksin doktora” dedim gülerek. “Giydim, geldim ilacımı aldım” diyerek uyandırdı beni. Doktor hastane filan yoktu. Ama yalan yok ben dahi anlamamıştım, gerçi anlamak için de düşünmemiştim. Tek düşüncem nasıl sikerimdi onu da düşünüp yapmıştım. Araba eve yaklaşıyordu. İçeri geçiyorum dedim. “Saat on buçukta *********** devlet hastanesinde olurum kimse olmaz rahat ararsın” dedi.
Çok sürmeden de eşim geldi. İçim içimi yiyordu, Pişmanlık desen değil, korku desen değil garip bir his kaplamıştı içimi. Ama pişmanlık gelmiyordu aklıma. Yine gelip kendini aklıma, sikimi amına koyup gitmişti. Biraz daha uyuyup uyandığımda “az evvel çıktı, randevuya aç karnına gitti kan vermek için, biz edelim kahvaltımızı” diyerek uyandırdı eşim. Saat 10’a geliyordu ve yine spontane ama bildiğim bir zevk bizi bekliyordu
Bütün gece uyku tutmadı. Kameraya neler takılacağını merak ediyordum. Hoş görebileceğim en aşırı şey üst değiştirmesi olacaktı belki ama bunu ondan ******** yapmış olmak dahi heyecan veriyordu. Saat 2’ye doğru koridordaki yürüyüş lambaları teker teker yanmaya başladı. Bu çocukların gece korkmamaları için yaptırdığımız lambalar şimdi yengenin kapı önümüzde olduğunu haber veriyordu. Çünkü yanından geçtikten sonra sönen lamba bizim kapının önünde devamlı yanıyordu.5 dakika kadar sonra tamamı sönerek kapandı. Odaya geçmişti. Daha evvel onun evinde yaşadıklarımızı hatırladıkça kalkıp bir kaçamak yapmamak için zor sabrediyordum. Bu düşüncelerle uyuyup sabah uyandım. Eşim çocuğu okula götürmek için hazırlanmıştı. ”Zaten dinlenemedin o yüzden ben götüreyim dedim” diyerek yine yengesi yüzünden mahcup olmuştu. Normalde gerek yok der götürürdüm ancak bu sefer evde kalmak daha cazip gelmişti. Uykuya devam eder gibi yattım. “kaçtaymış hastane randevusu?” diye sordum “çok da merak etmeden”. “Bilmiyorum ama inşallah erken gider” diye cevap verdi eşim. “Öyle deme misafirdir bir sıkıntı yok benim için yatar dinlenirim sen gelene kadar” diyerek teselli edip gönderdim. Kapı sesini duymamla telefondaki cam aplikasyonuna girmem bir olmuştu. Kapı kapandıktan sonra baya bir oturdu önce. Sonra bir iki kez odadan çıktı. Muhtemelen sadece bir kez gelmemişti odanın önüne. Daha sonrada üzerini değiştirmeye başladı. Kontrolü kaybettiğim nokta da burası oldu. Üzerini çıkartıp atleti de çıkarttığında altında kıpkırmızı sütyeni bembeyaz teni üzerinde parlıyordu. Ya da ben öyle görüyordum. Ama bu kombin hiç de doktora gidecek mutaassıp yengeye uymuyordu. Kamera uygulamasını kapatıp araçta bulunan GPS uygulamasını açtım. Okul yolunda trafikteydi. Bu da ortalama 20 dakika kadar bir zaman tanıyordu bana.
Odadan çıkıp yattığı odaya girdim. Öyle filmlerdeki Afrodit pozisyonu filan hayal ediyordum ama gerçek öyle değildi. :) Yanına uzanıp boynundan öpmeye başladım. Korkar, sıçrar diye bekledim ama gayet güzel buyur etti arkasına beni, kendini öne atarak. Ellerim eşofman altından göbeği, göğüslerinde gezerken iyice abanmıştım arkasına. ”Geç kaldın çok oldu evden gideli” dedi. Emin olmak için bekledim ama zor bekledim deyip kendime çevirdim. Deliler gibi yapıştı dudaklarımız. Onun adına aylar olmuştu belki haklıydı ama ben neden bu kadar yükseldim bilmeden deyim yerindeyse yiyişiyorduk. İnanılmaz bir heyecan, korku, zevk adı neyse işte o basmıştı beni. Kalkıp tekrardan telefonu elime aldım. Hala varmamışlardı okula. Ekranı görebileceğim yere koyup devam ettik. “Bu kadar özlediğini bilsem daha önceden gelirdim buradaki hastaneye” dedi fısıltıyla. Bu arada çoktan alt eşofmanını sıyırıp am dudağıyla sikimi baş başa bırakmıştım. İçine girerken “özledim de arayamadım ki” deyip gömüldüm. Sütyeni'nin altından göğüs uçlarıyla oynarken gidip geliyordum içinde. Dudaklarıma uzandığında ikiletmeden üzerine uzanıp bir yandan öpüşüp bir yandan da içinde gidip geliyordum. Sikme temposunu dudaklarımdaki dudaklarının sıkılığına göre ayarlıyordum. Ses çıkarmadan ya da seslerimizi dudaklarımızdan taşırmadan gidip geliyordum. Çok dayanacak halim yoktu, zaten zamanımız da yoktu. Kafamı boynuna gömüp gözlerim kararana boşalmıştım içine. Hala zonkluyordum içinde. Kafamı kaldırıp dudağından öpüp üzerimi düzelttim. O da hızlıca kalkıp külodunu ve eşofmanını çekip etrafta iz bırakıp bırakmadığımızı kontrol etti. Ayaktayken göğüslerini avuçlayıp “özlemişim” diyerek bir kez daha öptükten sonra “kırmızı sütyenle mi gideceksin doktora” dedim gülerek. “Giydim, geldim ilacımı aldım” diyerek uyandırdı beni. Doktor hastane filan yoktu. Ama yalan yok ben dahi anlamamıştım, gerçi anlamak için de düşünmemiştim. Tek düşüncem nasıl sikerimdi onu da düşünüp yapmıştım. Araba eve yaklaşıyordu. İçeri geçiyorum dedim. “Saat on buçukta *********** devlet hastanesinde olurum kimse olmaz rahat ararsın” dedi.
Çok sürmeden de eşim geldi. İçim içimi yiyordu, Pişmanlık desen değil, korku desen değil garip bir his kaplamıştı içimi. Ama pişmanlık gelmiyordu aklıma. Yine gelip kendini aklıma, sikimi amına koyup gitmişti. Biraz daha uyuyup uyandığımda “az evvel çıktı, randevuya aç karnına gitti kan vermek için, biz edelim kahvaltımızı” diyerek uyandırdı eşim. Saat 10’a geliyordu ve yine spontane ama bildiğim bir zevk bizi bekliyordu
1 year ago