Gizli düşünce - Kusursuz yaşanan - 4
Tavuk dünyası tabağına koyacağım makarnalar için tencereye koyduğum su kaynamak üzereydi karım sadece üzerinde tangası ile yanıma geldi.
-Aşkım ben dört tane alternatif ayarladım haydi gel birine karar verelim
-Dördüncüsü bu mu? Çıplak mı olacaksın yoksa?
dedim makarnaları karıştırırken. İçindeki sürtüğü dışarı çıkartıp tam bir sürtük edasında kahkahalar atarak içindeki sürtüğü koltuğuna yeniden oturttuktan sonra
-Tabiki hayır, haydi gel benimle
diyerek kolumdan çekiştirmeye başladı. Birlikte yatak odasına gittiğimizde yatağın üzerine dört tane elbiseyi seçip özenle yerleştirdiğini gördüm, üzerinde baya zaman düşündüğü çok belliydi.
-Anlaşmamız üç idi oyun bozanlık yok
diyerek içerisinde seksi olanlardan birini alıp tepkisini ölçmek için.
-bunu çıkartıyorum listeden
-Bu zaten çok miniydi onu çıkarttığın iyi oldu
dedi ki eğer ben sürtüğümü tanıyorsam açık mini bir şeyler giymek istiyordu. Tersini söyleyeceğinden adım Demir olduğunu bildiğim kadar emin olarak oyunumu devam ettirdim.
-Sen hangisini giymek istiyorsan ona izin vereceğim sorun yok. Hangisi?
dedim. Yatağın üzerinde iki tane kısa dar ve seksi bir tane de onlara göre daha bol uzun ve onlara göre daha muhafazakar elbise kalmıştı.
-Aşkım hiç yardımcı olmuyorsun. Hani ben üç tane ayıracaktım sende birini seçecektin, seç işte hangisi?
Karımı iyi tanıdığımı iddia ediyordum ama emin olma vakti gelmişti.
-Tamam aşkım o zaman şunu giy en iyisi
dedim, yatağın üzerindeki diğerlerine göre daha bol, uzun ve muhafazakar olanı göstererek.
-mmmm tamam aşkım madem sen bunu istiyorsun sorun yok
diyerek giyinmeye başladı. Ben yemeklerle ilgilenmek üzere mutfağa giderken ‘Anlamadım bu işte bir ibnelik var, seçtiğim elbiseyi giymemek için bir bahane bulmasını ve tamam dememesi gerekiyordu, demek ki sürtüğümü yeterince tanımıyormuşum’ dedim kendi kendime. Zamanımız çok az kalmıştı ki iki elim bir pabuca girmişçesine bir taraftan tavukları pişirmeye diğer taraftan makarnayı hazırlamaya çalışırken salatanın tuzunu ve limonuyla birlikte kıvamını ayarlamaya çalışıyordum. Karım seçtiğim elbiseyi giyinmiş halde kapıda göründüğünde bir kere daha ‘karımı yeterince tanımıyormuşum’ dedim. Karım masadaki eksikleri gözden geçirip tamamlıyor dolaptan soğuk su ve içecekleri falan götürüyordu, eksik olarak sadece tavuk ve salata kalmıştı.
-Salata hazır mı?
diyerek yanıma geldi.
-Evet zeytinyağını tuzunu ve limonuna ekledim götürebilirsin. Tavuklar ve makarnalarda hazır olunca onları da masaya koyarız, her kes istediği kadar tabağına servis yapar
dedim. Salata tabağını aldığı gibi yürümeye başladı.
-Eyvaaaah
sesini duyup karıma doğru baktığımda karım salata tabağını düşürmemek için verdiği savaşı kazanmıştı ama göğüslerinden aşağıya salatanın en az dörtte birini dökmüştü. Koşarak yanına gidip kolundan tutup
-iyimisin?
dedim. Yüzündeki sinsi ifadeyi gördüğümde içimde bir şüphe uyanmıştı ama
-halıya takıldım aşkım düşecektim neredeyse
derken ki surat ifadesi bunun bir düzmece oyun olduğunu anlamama yetmişti. Karım o seçtiğim elbiseyi giyinmemek için götürmeye çalıştığı salatayı ayağım halıya takıldı ayakları ile üzerine dökmüştü. Bilin bakalım ne oldu? Evet göğüslerinden aşağısı kirlendi ve kıyafetini değiştirmesi gerekiyordu, şanslıydım karımın ayağı takılıp salatayı dökerken tabağı ile birlikte hepsini dökseydi yenisini hazırlamamız gerekecekti ki bu kadar zamanımız yoktu. Böyle anlayışlı bir karım vardı ve çok mutluydum ama asıl mutluluğum tabiki de sürtüğümü ne kadar iyi tanıdığımı bir kez daha görüp inanmıştım buna, bu çok daha fazla mutlu ediyordu beni. Sürtük karım beni üzmemek ve gönlümü yapmak için güya benim seçtiğim elbiseyi giymek istiyordu ama içindeki fahişe vücudunu daha iyi sergileyebileceği elbiseyi giymesini istiyordu, anlaşılan bu akşam karımın içindeki fahişenin akşamıydı, karım geriye kalan iki alternatiften birini giyinmek için yatak odasındaydı ki zil çaldı. Erkan elinde kocaman bir buket çiçek ile karşımdaydı, ayakkabısını rahat çıkartabilmesi için çiçekleri alıp konsola koydum ve onu içeri aldım, içerde birbirine karışmış yemek kokuları ile onlara göre çok daha baskın olan tarçınlı ayva tatlısının kokusunun etkisinde oturduğu koltukta
-burnuma çok güzel kokular geliyor
-Nilay üzerini giyiniyor çok olmadı geleli, bende son dokunuşlardayım az bir işim kaldı, istersen mutfağa da gelebilirsin sıkılmam dersen burada da oturabilirsin
dedim. Oturduğu koltuktan kalkarken
-Mutfağa geleyim belki yardımım olur
diyerek mutfağa doğru yürüdü.
Mutfağın kapısında beyaz mini etek üzerine siyah transparan saten gömlek ve içinde aynı renk sütyen, uçlarını kelebek bağlayarak göbeği görünecek şekilde göğüslerinin altına kadar çektiği gömleği ve file çorapları üstüne giyindiği topuklu ayakkabıları, çok orantılı yapılmış makyajı ve omuzlarına kadar dağınık bıraktığı saçları ile karım göründü.
-Erkan hoş geldin
dedi. Erkan’da benim gibi küçük dilini yutmuş olmalıydı, ortamda oluşan sessizlik buna işaret ediyordu. ‘annnnaaaanı sikiyim senin sürtük, senin içindeki fahişenin taa amına koyuyum bu ne hal’ dedim içimden. Ben karımın içindeki fahişe ruhuna içimden söverken Erkan ne yaptıda kendine geldi bilmiyorum ama
-Teşekkür ederim hoş buldum. Çiçekleri size getirdim, yakınlarda bir vazo varsa suya koyalım onları
dedi. İçimden bir şey olsa da karım götünü dönse birde arkadan görsem diye yaptığım dua kabul olmuştu ki karım vazo almak için arkasını döndüğünde Erkan’da yaptığım duanın kabul olmasından dolayı karımın muhteşem götüne bakabiliyordu.
-Senin mutfak işlerinden anladığını bilmiyordum abi
dedi konuyu değiştirmek ve dikkatimizi başka şeylere vermek zorunda olduğunu hissedercesine.
-Çok severim, fırsat oldukça mutfağa girer yemek yaparım ve çok iyi yaptığımı söylerler, umarım sen de seversin’
dedim. Makarnalar hazırdı, tavukların da kremayla buluşmasını sağlayıp kıvamını ve son dokunuşları da tamamladıktan sonra yemeklerimiz hazır oldu, Erkan’ın yardımıyla salondaki masaya kadar taşıdık ve masadaki yerlerimize oturmuştuk. Erkan masanın çok güzel eksiksiz olduğundan bahsederek tüm bu hazırlıklar için duyduğu mutluluğu ifade ediyor ve teşekkür ediyordu, karım da çiçekler için teşekkür ediyor ne kadar nazik olduğundan bahsediyordu. Karım Erkan’a bakarak
-bana çok kötü bir sandalye ayırmışsınız, ister istemez buraya oturdum ama rahat servis yapmam için ve sürekli mutfağa gidip geleceğimden dolayı aslında senin ile yer değiştirsek te ben oraya otursam süper olacak
dedi. Erkan’da benim gibi olacaklardan habersiz ne yapacağını bilmez halde oturduğu yerden kalktı, diğer sandalyeye oturması için karımın arkasından geçmesi gerekiyordu, karım da güya ona yardım etmek için ayağa kalktı ve masaya yaslanarak onun arkasından geçmesini bekledi. Arkada duvar vardı, Erkan sırtını duvara sıfıra sıfır yapıştırıp karımın arkasından geçmeye çalışıyordu ama temas etmeden geçme şansı yoktu.
-Ben şu taraftan mı dolaşsam?
dedi bana bakıp izin ister gibi.
-Bu tarafta sıkıntılı aslında, yemekler içecekler falan var, masayı mı biraz çeksek
diyordum ki karım Erkan’ın sikine götünü dayaya dayaya geçti. Oturduğum yerde ilk dakikadan sikim kalkmıştı, Erkan utanmış ve elmacık kemiğinin etrafı kırmızı renge teslim olmuştu, içindeki fahişenin seçtiği elbiseyi giymek için üzerine salatayı döken karımdan ne bekliyordum ki zaten. Yine aynı fahişe götünü sike dayayıp ona sürte sürte oradan geçmek istemiş, bunun başka izahı olabilir mi?
Karım Erkan’ın sikine sürtüne sürtüne daha kolay servis yapabileceği tarafa geçmiş oturmuştu ama hem ben hem de Erkan kalkan siklerimiz belli olmasın diye vücudumuzu masanın altına sokabildiğimiz kadar sokmuş ve kurulan çadırları masanın altında bırakmayı başarmış, Erkan karımın bu şekilde davranmasından utanmış, bu utangaçlık elmacık kemiklerine pembe renk olarak ortaya çıktığı gibi konuşmalarına da yansımıştı.
-mmaamaasa haaariikkkaa ggörrünüyor
dedi kekeleyerek. Konuyu değiştirebilmek için daha iyisi olamazdı.
-Çiçekler de harika görünüyorlar, ne gerek vardı?
dedi karım çiçekleri göstererek.
-haydi yemekleri soğutmayalım, başlayalım
dedim çatalımı masadan alarak, birlikte yemeklerimizi yemeğe başladık. Haberler güzeldi, Erkan hocası ile görüşmüş, ona elimizdeki son MR ı göstermiş, hocası ‘ameliyat ile %90 iyileşme sağlarız, çok daha kötü durumdakileri ayağa kaldırdık, bu MR onlara göre çok daha iyi durumda, hiç vakit kaybetmeden gelsinler ameliyat için diğer prosedürlere karar verelim’ demiş. Duyduklarım beni mutlu ettiği gibi bir anda sanki ameliyat olmuş ve bu dertten kurtulmuşum gibi bir can geldi bana, tabi bende dün geceden dolayı da Erkan a bir teşekkür borçluydum.
-Çok teşekkür ederim
dedim ekmeğimden bir parça ağzıma götürürken.
-Dün gece sen olmasan ne yapardık bilmiyorum, geçekten inanılmaz ağrılarım vardı ve hareket edemiyordum, o şekilde nasıl hastaneye gidebilirdim onu da bilemiyorum, Allah tan karımın aklına siz geldiniz de adeta hızır gibi yetiştin dün gece, diğer taraftan bu günde baya yük olduk sana, eminim çok zamanını almıştır hocayla görüşmen MR a bakması falan
dedim ağzımdaki yiyecekleri iştahla çiğnerken.
-Demir abi sen böyle şeyleri düşünme lütfen, elimden geldiğince ben sana yardımcı olurum, hem dün hastaneye de gitsen benim yaptığımdan farklı bir şey yapmayacaklardı, eninde sonunda ameliyat olman gerekiyordu, bu gün bu işi de hallettiğimize göre artık çok kafana takmana gerek yok, sen ne zaman dersen birlikte gidip hocayla görüşürüz ve ameliyatını da yaptırırız, sonrasında tamamen sağlığına kavuşmuş olursun
dedi peçete ile dudaklarını silerken. Masanın altında olduğu için göremiyordum ama deliriyordum resmen, acaba Erkan’nın siki hala kalkık mıydı? Benim sikim olduğu gibi duruyordu, masanın altında olduğundan dolayı görünmüyordu rahattım ama sikim patlayacak gibi sertleşmişti, karımın davranışları hoşuma gidiyor, başka bir erkeğin karımın kıyafetlerine ve vücuduna bakarak çadır kurması adeta beni rayımdan çıkartıyor, diğer taraftan da inanılmaz kıskanıyordum bu durumu. Yaşadığım duygu girdabının bir adı var mıydı bilmediğim gibi ne yapacağımı da bilmiyordum. Karımın önümdeki tabağımı almak için uzanmasıyla daldığım hayallerden ve düşüncelerden kurtulup masaya geri döndüm.
-Tatlı getireceğim tabağını alıyım mı? Devam edecek misin?
dedi karım parmaklar ile tabağı tutmuş gözlerime bakarken. Yemeyeceğim anlamında kafamı sağa sola salladıktan sonra karım masadaki son yemek tabağı olarak benim yemek tabağımı da alarak masadan kalkıp mutfağa doğru hareketlendi. Erkan pür dikkat karımın götüne bende çaktırmadan Erkan’a bakıyordum, Erkan içinden ne düşünüyordu ne hayal ediyordu bilemiyorum ama karımın götüne hasta olduğu bakışlarından belliydi, işte o gözlerindeki ifade az önce ismini koyamadığım duygularımı kabartıyor ve bana inanılmaz zevk aldırıyordu, tek korkum içinde bulunduğum durumu Erkan anlarsa işte o zaman rezil olurum korkusu idi. Erkan bir kere daha üzerine düşeni yaptı
-Abi yemekler nefis olmuş, ellerine sağlık, gerçekten mutfakta bu kadar hünerli olduğunu bilmiyordum, dürüst olmam gerekirse etrafımda mutfakta senin kadar hünerli olan birini daha tanımıyorum, Nilay hanımın sizin gibi biri ile evli olduğundan dolayı inanılmaz şanslı olduğunu düşünüyorum
dedi. Elinde tatlılar ile gelen karım ayva tatlılarını servis etmek ile meşguldü.
-Afiyet olsun, beğeneceğinden emindim, kocam gerçekten Dünya’daki en iyi kocalardan biridir, çok güzel yemek yapar ve hayat doludur, Dünya’ya bir kere daha gelsem yine onun ile evlenirdim, harika bir adam ve eş
dedi tatlı tabaklarını önümüze koyarken.
-Tatlın için dondurma alır mısın?
sorusunu önce bana sonra da Erkan’a sordu. Bakışlarından ilk kez bu şekilde bir ayva tatlısı yemek üzere olduğunu anladığım Erkan’a dondurma ile çok daha nefis olacağını tavsiye etmemle karım Erkan’ın tabağına da benim tabağıma da dondurma servisi yapmak için masaya eğildiğinde Erkan karımın üzerindeki saten gömleğinin içindeki taş gibi memelere bense karımın kalçasına odaklanmıştık, bir süre daha eğilmiş vaziyette kalsa zaten masada erimedik dondurma kalmayacaktı. Karımın yerine oturmasıyla Erkan bir kez daha tam zamanında konuyu değiştirmeyi başarmıştı
-İlk kez böyle bir ayva tatlısı tadacağım
dedi ağzına çatalıyla ayva tatlısı ile dondurma karışımını götürürken. İtiraf etmem gerekirse bende ilk kez bir yemek masasında karımın kusursuz teşhiri ile benliğime doğru başlayan yolculuğumun sonunda keşfetme oyunu ile tanışmıştım, henüz adını bilmiyordum bu oyunun. Bu oyun ben ona karşı koymak istedikçe tüm hücrelerimi etkisi altına almışçasına ve bir sonraki sahnede beni neyin beklediğini merak edercesine içimdeki keşfetme dürtülerini bir havai fişek gibi beynime kadar yükseltip oracıkta patlatıyordu, utanmasam ‘Hayatım Erkan’ın tabağına biraz daha dondurma koyar mısın?’ dedikten sonraki göreceğim manzara ile keşfettiğim oyunu bir kez daha tadıp teyit edecektim ama bunu söylemeye utandım, istemsizce elimdeki çatalın parkeye düşmesinden çıkan ses ile kendime geldiğimde bir süre masadaki sohbetten uzaklaşıp içimde yaptığım yolculuğun son bulduğunu hissettim. Karım oturduğu sandalyeden fırlayıp yere düşen çatalı almak için yere eğildi.
-Hayatım iyi misin?
dedi elindeki çatal ile yanı başımda tıslayarak.
-Galiba ayvayı yiyoruz
dedim gülümseyerek. Hep birlikte gülüştük ama ben ciddi idim, az evvel daha önce bilmediğim bir oyun keşfetmiştim ama henüz bu oyunun adını ve kurallarını bilmiyordum. Karım bana temiz çatal getirmek için götünü dönüp giderken ikimizde bakmamız gereken yeri ıskalamamıştık, temiz çatalın gelmesiyle tatlılarımızı yemeye devam ettik, tatlılarımız bittikten sonra Erkan yemiş olduğu nefis yemek ve tatlılardan dolayı yeniden teşekkür ederken kurduğu çadır belli olmasın diye iki büklüm vaziyette masaya en yakın olan tekli koltuğa kendini taşıyabilmişti.
-Aşkım ben dört tane alternatif ayarladım haydi gel birine karar verelim
-Dördüncüsü bu mu? Çıplak mı olacaksın yoksa?
dedim makarnaları karıştırırken. İçindeki sürtüğü dışarı çıkartıp tam bir sürtük edasında kahkahalar atarak içindeki sürtüğü koltuğuna yeniden oturttuktan sonra
-Tabiki hayır, haydi gel benimle
diyerek kolumdan çekiştirmeye başladı. Birlikte yatak odasına gittiğimizde yatağın üzerine dört tane elbiseyi seçip özenle yerleştirdiğini gördüm, üzerinde baya zaman düşündüğü çok belliydi.
-Anlaşmamız üç idi oyun bozanlık yok
diyerek içerisinde seksi olanlardan birini alıp tepkisini ölçmek için.
-bunu çıkartıyorum listeden
-Bu zaten çok miniydi onu çıkarttığın iyi oldu
dedi ki eğer ben sürtüğümü tanıyorsam açık mini bir şeyler giymek istiyordu. Tersini söyleyeceğinden adım Demir olduğunu bildiğim kadar emin olarak oyunumu devam ettirdim.
-Sen hangisini giymek istiyorsan ona izin vereceğim sorun yok. Hangisi?
dedim. Yatağın üzerinde iki tane kısa dar ve seksi bir tane de onlara göre daha bol uzun ve onlara göre daha muhafazakar elbise kalmıştı.
-Aşkım hiç yardımcı olmuyorsun. Hani ben üç tane ayıracaktım sende birini seçecektin, seç işte hangisi?
Karımı iyi tanıdığımı iddia ediyordum ama emin olma vakti gelmişti.
-Tamam aşkım o zaman şunu giy en iyisi
dedim, yatağın üzerindeki diğerlerine göre daha bol, uzun ve muhafazakar olanı göstererek.
-mmmm tamam aşkım madem sen bunu istiyorsun sorun yok
diyerek giyinmeye başladı. Ben yemeklerle ilgilenmek üzere mutfağa giderken ‘Anlamadım bu işte bir ibnelik var, seçtiğim elbiseyi giymemek için bir bahane bulmasını ve tamam dememesi gerekiyordu, demek ki sürtüğümü yeterince tanımıyormuşum’ dedim kendi kendime. Zamanımız çok az kalmıştı ki iki elim bir pabuca girmişçesine bir taraftan tavukları pişirmeye diğer taraftan makarnayı hazırlamaya çalışırken salatanın tuzunu ve limonuyla birlikte kıvamını ayarlamaya çalışıyordum. Karım seçtiğim elbiseyi giyinmiş halde kapıda göründüğünde bir kere daha ‘karımı yeterince tanımıyormuşum’ dedim. Karım masadaki eksikleri gözden geçirip tamamlıyor dolaptan soğuk su ve içecekleri falan götürüyordu, eksik olarak sadece tavuk ve salata kalmıştı.
-Salata hazır mı?
diyerek yanıma geldi.
-Evet zeytinyağını tuzunu ve limonuna ekledim götürebilirsin. Tavuklar ve makarnalarda hazır olunca onları da masaya koyarız, her kes istediği kadar tabağına servis yapar
dedim. Salata tabağını aldığı gibi yürümeye başladı.
-Eyvaaaah
sesini duyup karıma doğru baktığımda karım salata tabağını düşürmemek için verdiği savaşı kazanmıştı ama göğüslerinden aşağıya salatanın en az dörtte birini dökmüştü. Koşarak yanına gidip kolundan tutup
-iyimisin?
dedim. Yüzündeki sinsi ifadeyi gördüğümde içimde bir şüphe uyanmıştı ama
-halıya takıldım aşkım düşecektim neredeyse
derken ki surat ifadesi bunun bir düzmece oyun olduğunu anlamama yetmişti. Karım o seçtiğim elbiseyi giyinmemek için götürmeye çalıştığı salatayı ayağım halıya takıldı ayakları ile üzerine dökmüştü. Bilin bakalım ne oldu? Evet göğüslerinden aşağısı kirlendi ve kıyafetini değiştirmesi gerekiyordu, şanslıydım karımın ayağı takılıp salatayı dökerken tabağı ile birlikte hepsini dökseydi yenisini hazırlamamız gerekecekti ki bu kadar zamanımız yoktu. Böyle anlayışlı bir karım vardı ve çok mutluydum ama asıl mutluluğum tabiki de sürtüğümü ne kadar iyi tanıdığımı bir kez daha görüp inanmıştım buna, bu çok daha fazla mutlu ediyordu beni. Sürtük karım beni üzmemek ve gönlümü yapmak için güya benim seçtiğim elbiseyi giymek istiyordu ama içindeki fahişe vücudunu daha iyi sergileyebileceği elbiseyi giymesini istiyordu, anlaşılan bu akşam karımın içindeki fahişenin akşamıydı, karım geriye kalan iki alternatiften birini giyinmek için yatak odasındaydı ki zil çaldı. Erkan elinde kocaman bir buket çiçek ile karşımdaydı, ayakkabısını rahat çıkartabilmesi için çiçekleri alıp konsola koydum ve onu içeri aldım, içerde birbirine karışmış yemek kokuları ile onlara göre çok daha baskın olan tarçınlı ayva tatlısının kokusunun etkisinde oturduğu koltukta
-burnuma çok güzel kokular geliyor
-Nilay üzerini giyiniyor çok olmadı geleli, bende son dokunuşlardayım az bir işim kaldı, istersen mutfağa da gelebilirsin sıkılmam dersen burada da oturabilirsin
dedim. Oturduğu koltuktan kalkarken
-Mutfağa geleyim belki yardımım olur
diyerek mutfağa doğru yürüdü.
Mutfağın kapısında beyaz mini etek üzerine siyah transparan saten gömlek ve içinde aynı renk sütyen, uçlarını kelebek bağlayarak göbeği görünecek şekilde göğüslerinin altına kadar çektiği gömleği ve file çorapları üstüne giyindiği topuklu ayakkabıları, çok orantılı yapılmış makyajı ve omuzlarına kadar dağınık bıraktığı saçları ile karım göründü.
-Erkan hoş geldin
dedi. Erkan’da benim gibi küçük dilini yutmuş olmalıydı, ortamda oluşan sessizlik buna işaret ediyordu. ‘annnnaaaanı sikiyim senin sürtük, senin içindeki fahişenin taa amına koyuyum bu ne hal’ dedim içimden. Ben karımın içindeki fahişe ruhuna içimden söverken Erkan ne yaptıda kendine geldi bilmiyorum ama
-Teşekkür ederim hoş buldum. Çiçekleri size getirdim, yakınlarda bir vazo varsa suya koyalım onları
dedi. İçimden bir şey olsa da karım götünü dönse birde arkadan görsem diye yaptığım dua kabul olmuştu ki karım vazo almak için arkasını döndüğünde Erkan’da yaptığım duanın kabul olmasından dolayı karımın muhteşem götüne bakabiliyordu.
-Senin mutfak işlerinden anladığını bilmiyordum abi
dedi konuyu değiştirmek ve dikkatimizi başka şeylere vermek zorunda olduğunu hissedercesine.
-Çok severim, fırsat oldukça mutfağa girer yemek yaparım ve çok iyi yaptığımı söylerler, umarım sen de seversin’
dedim. Makarnalar hazırdı, tavukların da kremayla buluşmasını sağlayıp kıvamını ve son dokunuşları da tamamladıktan sonra yemeklerimiz hazır oldu, Erkan’ın yardımıyla salondaki masaya kadar taşıdık ve masadaki yerlerimize oturmuştuk. Erkan masanın çok güzel eksiksiz olduğundan bahsederek tüm bu hazırlıklar için duyduğu mutluluğu ifade ediyor ve teşekkür ediyordu, karım da çiçekler için teşekkür ediyor ne kadar nazik olduğundan bahsediyordu. Karım Erkan’a bakarak
-bana çok kötü bir sandalye ayırmışsınız, ister istemez buraya oturdum ama rahat servis yapmam için ve sürekli mutfağa gidip geleceğimden dolayı aslında senin ile yer değiştirsek te ben oraya otursam süper olacak
dedi. Erkan’da benim gibi olacaklardan habersiz ne yapacağını bilmez halde oturduğu yerden kalktı, diğer sandalyeye oturması için karımın arkasından geçmesi gerekiyordu, karım da güya ona yardım etmek için ayağa kalktı ve masaya yaslanarak onun arkasından geçmesini bekledi. Arkada duvar vardı, Erkan sırtını duvara sıfıra sıfır yapıştırıp karımın arkasından geçmeye çalışıyordu ama temas etmeden geçme şansı yoktu.
-Ben şu taraftan mı dolaşsam?
dedi bana bakıp izin ister gibi.
-Bu tarafta sıkıntılı aslında, yemekler içecekler falan var, masayı mı biraz çeksek
diyordum ki karım Erkan’ın sikine götünü dayaya dayaya geçti. Oturduğum yerde ilk dakikadan sikim kalkmıştı, Erkan utanmış ve elmacık kemiğinin etrafı kırmızı renge teslim olmuştu, içindeki fahişenin seçtiği elbiseyi giymek için üzerine salatayı döken karımdan ne bekliyordum ki zaten. Yine aynı fahişe götünü sike dayayıp ona sürte sürte oradan geçmek istemiş, bunun başka izahı olabilir mi?
Karım Erkan’ın sikine sürtüne sürtüne daha kolay servis yapabileceği tarafa geçmiş oturmuştu ama hem ben hem de Erkan kalkan siklerimiz belli olmasın diye vücudumuzu masanın altına sokabildiğimiz kadar sokmuş ve kurulan çadırları masanın altında bırakmayı başarmış, Erkan karımın bu şekilde davranmasından utanmış, bu utangaçlık elmacık kemiklerine pembe renk olarak ortaya çıktığı gibi konuşmalarına da yansımıştı.
-mmaamaasa haaariikkkaa ggörrünüyor
dedi kekeleyerek. Konuyu değiştirebilmek için daha iyisi olamazdı.
-Çiçekler de harika görünüyorlar, ne gerek vardı?
dedi karım çiçekleri göstererek.
-haydi yemekleri soğutmayalım, başlayalım
dedim çatalımı masadan alarak, birlikte yemeklerimizi yemeğe başladık. Haberler güzeldi, Erkan hocası ile görüşmüş, ona elimizdeki son MR ı göstermiş, hocası ‘ameliyat ile %90 iyileşme sağlarız, çok daha kötü durumdakileri ayağa kaldırdık, bu MR onlara göre çok daha iyi durumda, hiç vakit kaybetmeden gelsinler ameliyat için diğer prosedürlere karar verelim’ demiş. Duyduklarım beni mutlu ettiği gibi bir anda sanki ameliyat olmuş ve bu dertten kurtulmuşum gibi bir can geldi bana, tabi bende dün geceden dolayı da Erkan a bir teşekkür borçluydum.
-Çok teşekkür ederim
dedim ekmeğimden bir parça ağzıma götürürken.
-Dün gece sen olmasan ne yapardık bilmiyorum, geçekten inanılmaz ağrılarım vardı ve hareket edemiyordum, o şekilde nasıl hastaneye gidebilirdim onu da bilemiyorum, Allah tan karımın aklına siz geldiniz de adeta hızır gibi yetiştin dün gece, diğer taraftan bu günde baya yük olduk sana, eminim çok zamanını almıştır hocayla görüşmen MR a bakması falan
dedim ağzımdaki yiyecekleri iştahla çiğnerken.
-Demir abi sen böyle şeyleri düşünme lütfen, elimden geldiğince ben sana yardımcı olurum, hem dün hastaneye de gitsen benim yaptığımdan farklı bir şey yapmayacaklardı, eninde sonunda ameliyat olman gerekiyordu, bu gün bu işi de hallettiğimize göre artık çok kafana takmana gerek yok, sen ne zaman dersen birlikte gidip hocayla görüşürüz ve ameliyatını da yaptırırız, sonrasında tamamen sağlığına kavuşmuş olursun
dedi peçete ile dudaklarını silerken. Masanın altında olduğu için göremiyordum ama deliriyordum resmen, acaba Erkan’nın siki hala kalkık mıydı? Benim sikim olduğu gibi duruyordu, masanın altında olduğundan dolayı görünmüyordu rahattım ama sikim patlayacak gibi sertleşmişti, karımın davranışları hoşuma gidiyor, başka bir erkeğin karımın kıyafetlerine ve vücuduna bakarak çadır kurması adeta beni rayımdan çıkartıyor, diğer taraftan da inanılmaz kıskanıyordum bu durumu. Yaşadığım duygu girdabının bir adı var mıydı bilmediğim gibi ne yapacağımı da bilmiyordum. Karımın önümdeki tabağımı almak için uzanmasıyla daldığım hayallerden ve düşüncelerden kurtulup masaya geri döndüm.
-Tatlı getireceğim tabağını alıyım mı? Devam edecek misin?
dedi karım parmaklar ile tabağı tutmuş gözlerime bakarken. Yemeyeceğim anlamında kafamı sağa sola salladıktan sonra karım masadaki son yemek tabağı olarak benim yemek tabağımı da alarak masadan kalkıp mutfağa doğru hareketlendi. Erkan pür dikkat karımın götüne bende çaktırmadan Erkan’a bakıyordum, Erkan içinden ne düşünüyordu ne hayal ediyordu bilemiyorum ama karımın götüne hasta olduğu bakışlarından belliydi, işte o gözlerindeki ifade az önce ismini koyamadığım duygularımı kabartıyor ve bana inanılmaz zevk aldırıyordu, tek korkum içinde bulunduğum durumu Erkan anlarsa işte o zaman rezil olurum korkusu idi. Erkan bir kere daha üzerine düşeni yaptı
-Abi yemekler nefis olmuş, ellerine sağlık, gerçekten mutfakta bu kadar hünerli olduğunu bilmiyordum, dürüst olmam gerekirse etrafımda mutfakta senin kadar hünerli olan birini daha tanımıyorum, Nilay hanımın sizin gibi biri ile evli olduğundan dolayı inanılmaz şanslı olduğunu düşünüyorum
dedi. Elinde tatlılar ile gelen karım ayva tatlılarını servis etmek ile meşguldü.
-Afiyet olsun, beğeneceğinden emindim, kocam gerçekten Dünya’daki en iyi kocalardan biridir, çok güzel yemek yapar ve hayat doludur, Dünya’ya bir kere daha gelsem yine onun ile evlenirdim, harika bir adam ve eş
dedi tatlı tabaklarını önümüze koyarken.
-Tatlın için dondurma alır mısın?
sorusunu önce bana sonra da Erkan’a sordu. Bakışlarından ilk kez bu şekilde bir ayva tatlısı yemek üzere olduğunu anladığım Erkan’a dondurma ile çok daha nefis olacağını tavsiye etmemle karım Erkan’ın tabağına da benim tabağıma da dondurma servisi yapmak için masaya eğildiğinde Erkan karımın üzerindeki saten gömleğinin içindeki taş gibi memelere bense karımın kalçasına odaklanmıştık, bir süre daha eğilmiş vaziyette kalsa zaten masada erimedik dondurma kalmayacaktı. Karımın yerine oturmasıyla Erkan bir kez daha tam zamanında konuyu değiştirmeyi başarmıştı
-İlk kez böyle bir ayva tatlısı tadacağım
dedi ağzına çatalıyla ayva tatlısı ile dondurma karışımını götürürken. İtiraf etmem gerekirse bende ilk kez bir yemek masasında karımın kusursuz teşhiri ile benliğime doğru başlayan yolculuğumun sonunda keşfetme oyunu ile tanışmıştım, henüz adını bilmiyordum bu oyunun. Bu oyun ben ona karşı koymak istedikçe tüm hücrelerimi etkisi altına almışçasına ve bir sonraki sahnede beni neyin beklediğini merak edercesine içimdeki keşfetme dürtülerini bir havai fişek gibi beynime kadar yükseltip oracıkta patlatıyordu, utanmasam ‘Hayatım Erkan’ın tabağına biraz daha dondurma koyar mısın?’ dedikten sonraki göreceğim manzara ile keşfettiğim oyunu bir kez daha tadıp teyit edecektim ama bunu söylemeye utandım, istemsizce elimdeki çatalın parkeye düşmesinden çıkan ses ile kendime geldiğimde bir süre masadaki sohbetten uzaklaşıp içimde yaptığım yolculuğun son bulduğunu hissettim. Karım oturduğu sandalyeden fırlayıp yere düşen çatalı almak için yere eğildi.
-Hayatım iyi misin?
dedi elindeki çatal ile yanı başımda tıslayarak.
-Galiba ayvayı yiyoruz
dedim gülümseyerek. Hep birlikte gülüştük ama ben ciddi idim, az evvel daha önce bilmediğim bir oyun keşfetmiştim ama henüz bu oyunun adını ve kurallarını bilmiyordum. Karım bana temiz çatal getirmek için götünü dönüp giderken ikimizde bakmamız gereken yeri ıskalamamıştık, temiz çatalın gelmesiyle tatlılarımızı yemeye devam ettik, tatlılarımız bittikten sonra Erkan yemiş olduğu nefis yemek ve tatlılardan dolayı yeniden teşekkür ederken kurduğu çadır belli olmasın diye iki büklüm vaziyette masaya en yakın olan tekli koltuğa kendini taşıyabilmişti.
1 year ago