Hayatın izinde 21

Polisle işleri çözer çözmez kendimizi eve attık. Eve girince evin içinde bi inleme sesi vardı, anlaşılan Esma abla çalışıyordu, hızlıca Ezgi’nin odasına geçtik, Ezgi hemen halen kanamaya devam eden dudağıma küçük küçük pansuman yapıyordu ama yan odada Esma abla kıza çığlık attırıyordu, öyle ki ufak ufak azmaya başlamıştım, bu sadece ben de değil anlaşılan Ezgi’de de böyleydi ki

-Senleyken neden hep böyle bir şey oluyor. Önce Cenk ve Murat şimdi ablam ve yatağında ki kadın, hep te eşcinsel

diye sitem etmiş ve ikimizi de güldürmüştü, yine gelen cesaretle Ezgi’ye yaklaşıp dudaklarından öptüm ve

-geçen sefer sen başlatmıştın

diyerek daha hırçın öpmeye başlamıştım. Reddeder diye beklerken karşılık veriyordu, bundan cesaret alarak daha da ileri gittim ve Ezgi’yi yatağa yatırarak öpmeye, bir yandan da bacağını hafif hafif okşamaya başladım, yavaşca dudaklarından ayrılıp boğazını ve omzunu öpmeye başlamıştım ki Esma ablanın sesi geldi ve nedense Ezgi bi anda benim itip toplandı;

-Tamam yeter bu kadar hadi odana git!
-Yeter! Hakkatten yeter Ezgi, ya ne istiyorsun sen? Diyorum ki yanıyorum, sana yanıyorum, iki ileri bir geri mehterana döndüm lan. Ne yapmam lazım seni kazanmam için?
-Beni kazanman için ….
-evet ne?
-Ablamın da dediği gibi ben de sana karşı boş değilim, aa yeter ben de seni seviyorum lan ama…

Bu itiraf beni göklere çıkartmıştı

-ama? Ne ama, beni itirafınla göklere çıkardın Ezgi!
-Aması şu Gürkan, benden başka iki kadın, yani olamaz, ben bunu kabul edebilir miyim bilmiyorum? Biri teyzen, lan teyzen biyolojik olarak annen sayılır, öbürü de benim ablam, hani tamam onun seninle işi yok ama yine de sana kendini teslim etmiş yani..

Şimdi asıl sorun ortaya çıktı, zaten belliydi de

-Ne diyebilirim ki haklısın ama bilmen gereken şey şu ki ben sana aşığım ama diğerlerini de çok seviyorum, onlardan vaz geçmem demek kalbimin yarısını atmam demek, senden vaz geçmem demek yine kalbimin yarısını atmam demek, ben ne senden ne de onlardan vaz geçmem Ezgi’m ama sen benden bunu istersen ben kahrolurum ve kendime nasıl gelirim bilmem.
-Peki ben, ben nasıl alışacam. Ben senin yanına biri gelirken kıskanıyorum demiştim sana, şimdi yanında başka bir kadın varken nasıl kıskanmayayım.
-Bilmiyorum Ezgi, inan bilmiyorum ama şunu bil ben hiç birinizden vaz geçemem, bunu yapmam yalnızca kendime ihanet olur, bu durumu kabullenmek veya reddetmek senin elinde, o yüzden düşün, beni düşün, ablanı, teyzemi ve en önemlisi kendini düşün sonra da bana kararını söyle.

Bu lafın ardından usulca odadan çıkıp kendimi havuzun başına atmış, elime de bir bira almış şezlonga serilmiştim. Tam anlamıyla kara kara bu iş nereye varacak diye düşünüyordum ki omuzuma birinin dokunmasıyla irkildim.

-Abla sen miydin?
-Bendim dalmışsın hayırdır?
-yok bir şey abla düşünüyorum öyle
-Ezgi ile mi ilgili yine?
-Abla konuştum, açık açık dedim ne oluyoruz diye derdini söyledi,

neymiş diye kafasını salladı

-Sizmişsiniz, sen ve teyzem olan durum, genel olarak kıskançlık işte
-Eee sen ne dedin? Ne yapacaksın?
-Sen kalbimin bir yarısıysan onlarda öbür yarısı, benden canımı iste bunu isteme dedim, sonra da düşün taşın karar ver dedim, anlayacağın topu onun kucağına attım ve buraya kaçtım.

Elini kafama koyup saçlarımı okşaya başladı ve

-Gürkan, olur da sen bizden vaz geçsen biz seni bırakmayız, musallat olurum bak! Ezgi kabullenecektir emin ol, gerekirse ben ikna ederim onu ve şunu bil ki sen benim tek erkeğimsin ve gelecekte de ailemdeki tek erkek sen olacaksın, bu yüzden Ezgi’yle bir ilişkiniz olmasını çok istiyorum, bu şekilde sizden ayrı kalmam, neyse çok duygusala bağlamadan ben kadınımın yanına gidiyorum.
-Az bağırt azıyorum gelirim sonra bak
-Gelme! Bu tam Lezbiyen lan fena kudurttu beni ha

diyerek içeri gitmişti. Esma ablayla konuşmak beni rahatlatmış ve bana huzur vermişti, uzun bir gece olmuştu ve ben bu şekilde şezlongda sızmıştım. Sabah telefonumun çalmasına uyandım arayan Mert Beydi

-Gürkan bu gün orada senle bir işimiz var ben 1 saate jetle geliyorum, kızlara söyle hazırlansınlar onlar jetle hemen dönecek

diyerek bir şey söylememe fırsat vermeden telefonu suratıma kapatmıştı. Aniden başlayan bu tatil anlaşılan aniden sona eriyordu, önce Esma ablanın odasına girdim, kızla sarmaş dolaş çırılçıplak uyuyorlardı. Dürterek uyandırdım, kızda uyandı ve beni görünce irkilerek hemen saklandı, Esma ablaya olanları anlatınca oflayarak kalktı, ardından Ezgi’nin odasına gittim, yatağın üstünde yastığa sarılarak bıraktığım yerde uyumuştu, elimden gelen en nazik şekilde uyandırdım ve Mert beyin dediklerini anlattım, tam yanından ayrılırken elimi tutup

-kararımı İstanbul’da söyleyecem

dedi. Odama geçip bende hazırlandım ve beklemeye başladım.

Öğlene doğru Mert bey geldi, biraz oturup muhabbet edince

-hadi yemek yiyelim

diyerek bizi bir restorana götürdü. Yemek esnasında Mert bey normalden çok farklı davranıyor, devamlı öğütler veriyor ve kızlarına hiç yapmadığı kadar sevgi gösteriyordu, bir anormallik vardı. Yemekten sonra kızlar istanbul’a doğru yola çıkmışlardı, çıkmadan evvel Mert bey kızlara sıkı sıkı sarılmış ve öpmüştü, kızlar gittikten sonra uzun süre arkalarından bakıyordu,

-Ne oluyor anlatacak mısınız?

dememle sessizlik bozulmuştu.

-Marinaya gidelim

demiş ve başka bir şey dememişti. Marina da bir yatın içine girdik, bir hayli lüks ve güzel bir yattı, şöyle etrafı gezindiğimde fark ettim ki içeride ki erzaklar ile 1 kişi en az 3 ay rahat yaşardı. Mert beyle yatın önüne oturup konuşmaya başladık;

-Evet, anlatacak mısınız?
-Gürkan kızlarımı seviyor musun?

cevap verememiştim, bi an bir şey mi biliyor acaba dedim

-Ben çok seviyorum, sadece onları değil ben hepinizi çok seviyorum lan, ama şunu fark ettim ki bazen sevgi her şeye yetmeyebiliyor.
-Anlamadım bu ne demek?
-Seninle tanıştırdığım kişileri hatırlıyor musun?

Kafamla onayladım

-Güzel, hiç birini unutma onlara güvenebilirsin, Güvenlik şirketinin müdürü Necip Bey sadece ona koşulsuz güven, bundan sonra güvenlik ekibi doğrudan sana bağlı olacak.
-Mert bey!

Bağırmıştım, ilk defa Mert beye karşı sesimi yükseltmiştim

-Durun Allah aşkına, Ne oluyor? Bi onu anlatın.
-Gürkan… Ben gidiyorum
-Nereye, Ne kadar süreliğine?
-Bilmiyorum yani düşünmedim, belki buradan yatla Ege’ye geçerim, Yunan adaları güzel olabilir, ne kadar süreliğine dersen bak onu da hiç bilmiyorum ama emin ol ki çok uzun bir süre, belki 10 belki 20 yıl… Kısacası ben geri dönmemek üzere gidiyorum.

-N..Nasıl…

Konuşamıyordum, sanki boğazımı biri sıkıyor da sesimi çıkartamıyor gibi hissediyordum. Elini omzuma koyarak

-Anlaması zor biliyorum, emin ol ki anlatması da zor, sana daha önce biraz anlatmıştım gerçi, ben çok küçüktüm, 8 veya 9 olsam gerek, daha o zamanlar memleketteyim, babam çok katı bi adamdı, o yaşımda beni tarlaya atmıştı. O satışını planladığınız portakallarda alın terim var benim, o zamanlar ilkokul bitince kimseyi okutmazlar, bazen onu da okutmazlardı ya neyse, baktı benim kafa çalışıyor dedi okumaya devam et. Belki daha az tarlada sürünürüm diye daldım derslere, başarılı da oldum. Lise bittiği sıralardı, yeter okuduğun dedi, işleri hep olduğu gibi üstüme yükledi sonra da kendi kenara çekildi. Her şey çok iyiydi, işler kusursuzdu, babam ilk defa beni övmüştü lan, hediye vermişti, hediye de tatile gidebilirsin idi, bu kadar, ben tatili bile çalışarak kazandım. Güzel bi otel buldum, zaten çok değil iki tane arkadaşım vardı o zamanlar, onlarla gittik. Denize giriyoruz, akşamları dolaşıyoruz, çok güzel bir ortam var sonra orada Selvi ile karşılaştım. Çok güzeldi lan, aşık olmadım tabii ama dedim ki bu kızla benim zaman geçirmem lazım, ne yaptım ne ettim yakınlaştım, gezdik tozduk içtik ve en sonunda da yatağa girdik, 1-2 gün sonrada ben geri döndüm zaten. Geri döndüm ya inanamazsın neden bu kadar durdun diye babamdan geldiğim gün dayak yedim, senin yaşındaydım ha, 3-4 ay sonra işleri tamamen tekelime aldım, büyüttüm, her şey mükemmel gidiyor. Akşam eve geldim, peşimden babam geldi yine dövdü ama bu sefer elinde ki bastonla dövdü, Selvi hamile kalmış babası da babama ulaşmış, apar topar bizi evlendirdiler, o gün bu gündür hep kısıtlı kaldım, istediğim hiç bir şeyi yapamadım, ben doğduğumdan beri hep baskı altında çalıştım lan… Yoruldum, çok yoruldum, huzur bulmak istiyorum artık…

Bu durumda ne denebilirdi bilmiyorum. Haklıydı yani, kendince haklıydı, hayatı boyunca baskılanmış bir insan artık kanatlanıp uçmak istiyor.

-Tek yolu bu mu, böyle gitmek, ansızın gitmek mi? Kızlar ne olduğunu bile bilemeyecek…
-Aklıma gelen tek yol bu, kararım da bu. Kızlara ve Selvi’ye ne olduğunu sen anlatacaksın, sana son vazifem Gürkan, bu dosyaları al

Çantasından bir dolu dosya çıkartmıştı

-İçinde bütün malvarlığımı nasıl paylaştırdığım, kime ne bıraktığım yazıyor, bunların birer nüshası noter de ve avukatta da var, hepsi yarından itibaren uygulanmaya konacak, aileme bunu açıklama vazifesi senin, bunun dışında şirkette yerime Esma geçecek, karşısına çıkabilecek bütün sorunları aşması için yanında ol, bilhassa Remzi’ye karşı dikkatli ol, unutmadan sana söyleyeceklerimi hepsi bir aradayken kendilerine ilet

Ezgi, Esma abla ve Selvi hanım için iletmemi istediği bir şeyler söylemişti,

-bir de son olarak aileme sahip çık, kızlarımı koru kolla…

Mert bey yatı çalıştırmış ve yavaşça marinadan uzaklaşmıştı, arkasından tıpkı İsmail abinin el sallaması gibi uzunca bir süre gözlerimden akan yaşlarla beraber el salladım. Üzerime öyle bir yük bindirmişti ki olduğum yere oturup kaldım…
Published by afuygun
1 year ago
Comments
1
Please or to post comments
sucreman
sucreman 1 year ago
teşekkürler dostum
afuygun
Reply