Arkadaşımın eşi Zeynep (3)
Sabah bahçeden gelen seslerle uyandım. Saat 08.40 olmuştu. Camdan baktım, ev halkının hep beraber jipe bindiklerini gördüm. Doktora gidiyorlardı. Tişört ve şort giyerek aşağı indim. Mutfağı bulup kendime bir espresso koydum. Verandaya çıkış yolunu bulamayınca, evin içinde çok gezinmek istemedim ve gerisin geri odama gittim. Akşam gelirken Amsterdam havaalanından bir karton Gauloises almıştım, açıp bir sigara yaktım. Lise arkadaşımın evinde, yıllar önce lisedeyken kaçak alıp beraber içtiğimiz bu sert sigaranın dumanı hem başımı döndürdü hem ciğerimi acıttı. Kahve ve sigara içerken, geceyi bir kez daha düşündüm. Zeynep’in haykırmaları, “Sik beni kocacığım, sik beni! Can da siksin beni! Her yerimden!” diye bağırmaları hala kulağımdaydı. Şişip iyice sertleşen sikimi ileri geri sıvazladım. Yine kazık gibi olmuştu. Başımın gerçekten döndüğünü hissettim. Bu kadın beni çok etkilemişti. Olan biten her şey, film gibiydi. Sanki gerçek değildi.
Kahvem bitince tekrar aşağı indim. Mehmetlerin yatak odasının kapısı bu defa kapalıydı. Kısa bir tereddütten sonra, kapıyı yavaşça açtım. Geniş, çok geniş, dev gibi bir oda karşıma çıktı. Herhalde üç çiftin rahat sığabileceği kocaman bir yatak, yatağın hemen yanında pencerenin önünde büyük bir kanape, kanapenin yanında iki koltuk ve geniş bir sehpa, ters tarafta da duvar boyunca sıra sıra gardroblar vardı. Yatağın başucunda bir kapı gördüm. Banyo sanıp araladım, başka bir odaya açıldığını görünce vazgeçip kapattım. Zeynep’in iç gıcıklayıcı, tahrik edici ve sik sertleştirici parfümünün hakim olduğu yatak odasının ortasında dolanıp etrafa bakınırken, yatağın tam karşısında bir kapı daha gördüm. Açtım ve içinde iki duş kabini, bir küvet ve bir de jakuzi bulunan sanırım 40-50 metrekare büyüklüğünde bir banyo beni karşıladı. Kapıya en yakın duş kabininin yanındaki etajerin üstünde, elle “Can için” yazılmış bir not kağıdının altında bir takım temiz havlu ve bornoz beni bekliyordu. Film devam ediyordu ve bu kurgudan heyecanla karışık mutluluk duyuyordum. Yorgun ve şaşkın kafamla kendimi duşa attım. Tazyikli sıcak suyu bedenimde dolaştırırken, banyo kapısı açık bırakıldığı takdirde duşta olan kişinin doğrudan yatağı, yataktakilerin de duştakini görebileceğini farkettim. Mehmet ve Zeynep, kendilerine seks kokan konforlu bir mekan kurmuşlardı. Kim bilir bu odada ne sikişler dönmüştü.
Duşun rafında yer alan irili ufaklı plastik şişelerin arasından duş jelini buldum. Vücudumu bol bol köpürtürken; bir yandan demir gibi olmuş sikimi avuçluyor diğer yandan da karşımdaki yatakta dün gece hayvanca sikişen ev sahiplerimi dikizlediğimi hayal ediyordum. Sıcak buhar duş camını görünmez hale getirdiğinde, yarrağımın artık kontrol altında tutulamaz durumda olduğunu anladım. Elim yine rafa gitti. Şişeler arasında, 31 çekerken sikimi yakmayacak krem türü bir şey arıyordum. Derken, “Anal Cream – Pain free” yazılı kırmızı küçük tüp gözüme göründü. Zeynep bunu da mı duşa benim için koymuştu? Yoksa bir önceki hafta bahsettiği sürpriz bu muydu? Benim için konmamışsa, bunu kim kullanıyordu? Ne olursa olsun, bu bana gönderilmiş açık bir mesajdı ve ben tüpü henüz elime alıp bakmadan, sadece üzerinde yazanı görerek sarsıla sarsıla patladım. İtiraf etmeliyim ki, duş camına attırırken, hem Zeynep’in o muhteşem götünü siktiğimi hem de birinin göt deliğime parmağını soktuğunu aynı anda hayal etmiştim. Ya Zeynep ya Mehmet göt deliğime hoyratça girerken, ben de Zeynep’in götüne gaddarca abanmış ve o sıcacık dar deliğinin içinde volkan gibi püskürmüştüm. İki hayal iç içe geçmişti ve ikisi de birbirinden kışkırtıcıydı.
Soluklanıp kendime geldim. Vücudumu iyice yıkadım. Duştan çıkıp doğrudan kocaman yatağa yöneldim. Önce etrafında bir tur attım. Zeynep’in ne tarafta yattığını düşündüm. Yastıkları kokladığımda; pencereye ve kanapeye uzak, gardroblar ile komodinlere yakın tarafın ona ait olduğunu anladım. Zeynep’in kokusu bile beni yine gaza getirmişti. Dar şortumun içindeki hayvanın tekrar ayaklandığını hissettim. Yatak zaten yapılmamıştı, dağınıktı. Zeynep’in yattığı sağ tarafa uzandım. Daha birkaç saat önce Mehmet’e “Ben senin orospunum. Sik orospunu, daha hızlı sik!” diye bağırdığını hatırladım. İçimden “Sen asıl benim orospum olacaksın, muhteşem kadınsın sen Zeynep” diye mırıldanırken, Zeynep’in parfümünü derinliklerinde hapsetmiş yastığı içime çekerek kokluyor ve azman olmuş sikimi saten çarşaflara sürttürüyordum.
O anda bir şey dürttü. Birden doğruldum, yataktan kalktım ve en yakın etajerin en üst çekmecesini açtım. Vitamin hapları, şarj kabloları ve not kağıtları vardı. Alt çekmecelerde de merak edilecek bir şey bulamadım. Bir sonraki etajer, komodin derken; gardrob kapısını açınca hazine karşıma çıktı! Kapağın iç yüzünde Zeynep’in sutyenli bir yarı çıplak fotoğrafı asılıydı. Deniz kenarında mayolu bir resim değil, belli ki bir otel odasında sikişten önce çekilmiş bir resimdi. Memeleri bomba gibiydi. Ağzı ve dudakları, sanki toplu blowjob şovunun bir saniye öncesinde gümbür gümbür gelecek üç-dört azgın erkeği hazır bekler seksi bir şekil almıştı. Gardrobun içinde, raflar boyunca onlarca iç çamaşırı dizilmişti. Bordo, mor, pembe, lacivert, açık mavi, her renkten ve her tondan! 30-40, belki de 60-70 takım süper seksi sutyen ve külot! Aman Tanrım!!! Mahvolmuştum!!!
Tam o sırada, aklıma banyoya gidip kirli sepetini aramak geldi. Ya burada yakınlarda bir yerlerdeydi, ya da evin başka bir yerinde çamaşır makinasının yanında olmalıydı. Yanılmamıştım. Duş kabinleri ile küvetin arasındaki kapaklı hasır sepette, hem Zeynep’in hem Mehmet’in birkaç günlük iç çamaşırları vardı. Gardrobdakilerle aynı renklerde, Zeynep’in amı ve götü kokan, bazıları hala nemli birçok kullanılmış çamaşır bulmuştum. Artık gözüm dönmüştü. Tekrar sepsert olmuş yarrağımı dar boxer külotumdan dışarı saldım ve dimdik ileri attım. Yıllar önce Mehmet’in annesi Zerrin Teyze için yapmış olduğum gibi, bu kez orospu gelininin dantel külotlarını ve sutyenlerini sikimin etrafına doladım. Sepette kalanları aldım, yatağa götürdüm. Dolaptaki temizlerden de alabildiğim kadar alarak yatağa uzanmak ve bir kez daha patlamak istiyordum. Bana tamamen yabancı ve hatta normalde yasak bir mekanda hiç tanımadığım ama görüntüsüyle beni azdıran bir kadının mahremiyetine bu şekilde erişmiş olmak beni inanılmaz derecede çıldırtmıştı. “Zeynep, oh Zeynep! Seni çok kötü sikeceğim Zeynep, amından götünden çok pis sikeceğim Zeynep!” diye bağırdığımı farkettim.
CanElsa (25 Eylül 2021)
Kahvem bitince tekrar aşağı indim. Mehmetlerin yatak odasının kapısı bu defa kapalıydı. Kısa bir tereddütten sonra, kapıyı yavaşça açtım. Geniş, çok geniş, dev gibi bir oda karşıma çıktı. Herhalde üç çiftin rahat sığabileceği kocaman bir yatak, yatağın hemen yanında pencerenin önünde büyük bir kanape, kanapenin yanında iki koltuk ve geniş bir sehpa, ters tarafta da duvar boyunca sıra sıra gardroblar vardı. Yatağın başucunda bir kapı gördüm. Banyo sanıp araladım, başka bir odaya açıldığını görünce vazgeçip kapattım. Zeynep’in iç gıcıklayıcı, tahrik edici ve sik sertleştirici parfümünün hakim olduğu yatak odasının ortasında dolanıp etrafa bakınırken, yatağın tam karşısında bir kapı daha gördüm. Açtım ve içinde iki duş kabini, bir küvet ve bir de jakuzi bulunan sanırım 40-50 metrekare büyüklüğünde bir banyo beni karşıladı. Kapıya en yakın duş kabininin yanındaki etajerin üstünde, elle “Can için” yazılmış bir not kağıdının altında bir takım temiz havlu ve bornoz beni bekliyordu. Film devam ediyordu ve bu kurgudan heyecanla karışık mutluluk duyuyordum. Yorgun ve şaşkın kafamla kendimi duşa attım. Tazyikli sıcak suyu bedenimde dolaştırırken, banyo kapısı açık bırakıldığı takdirde duşta olan kişinin doğrudan yatağı, yataktakilerin de duştakini görebileceğini farkettim. Mehmet ve Zeynep, kendilerine seks kokan konforlu bir mekan kurmuşlardı. Kim bilir bu odada ne sikişler dönmüştü.
Duşun rafında yer alan irili ufaklı plastik şişelerin arasından duş jelini buldum. Vücudumu bol bol köpürtürken; bir yandan demir gibi olmuş sikimi avuçluyor diğer yandan da karşımdaki yatakta dün gece hayvanca sikişen ev sahiplerimi dikizlediğimi hayal ediyordum. Sıcak buhar duş camını görünmez hale getirdiğinde, yarrağımın artık kontrol altında tutulamaz durumda olduğunu anladım. Elim yine rafa gitti. Şişeler arasında, 31 çekerken sikimi yakmayacak krem türü bir şey arıyordum. Derken, “Anal Cream – Pain free” yazılı kırmızı küçük tüp gözüme göründü. Zeynep bunu da mı duşa benim için koymuştu? Yoksa bir önceki hafta bahsettiği sürpriz bu muydu? Benim için konmamışsa, bunu kim kullanıyordu? Ne olursa olsun, bu bana gönderilmiş açık bir mesajdı ve ben tüpü henüz elime alıp bakmadan, sadece üzerinde yazanı görerek sarsıla sarsıla patladım. İtiraf etmeliyim ki, duş camına attırırken, hem Zeynep’in o muhteşem götünü siktiğimi hem de birinin göt deliğime parmağını soktuğunu aynı anda hayal etmiştim. Ya Zeynep ya Mehmet göt deliğime hoyratça girerken, ben de Zeynep’in götüne gaddarca abanmış ve o sıcacık dar deliğinin içinde volkan gibi püskürmüştüm. İki hayal iç içe geçmişti ve ikisi de birbirinden kışkırtıcıydı.
Soluklanıp kendime geldim. Vücudumu iyice yıkadım. Duştan çıkıp doğrudan kocaman yatağa yöneldim. Önce etrafında bir tur attım. Zeynep’in ne tarafta yattığını düşündüm. Yastıkları kokladığımda; pencereye ve kanapeye uzak, gardroblar ile komodinlere yakın tarafın ona ait olduğunu anladım. Zeynep’in kokusu bile beni yine gaza getirmişti. Dar şortumun içindeki hayvanın tekrar ayaklandığını hissettim. Yatak zaten yapılmamıştı, dağınıktı. Zeynep’in yattığı sağ tarafa uzandım. Daha birkaç saat önce Mehmet’e “Ben senin orospunum. Sik orospunu, daha hızlı sik!” diye bağırdığını hatırladım. İçimden “Sen asıl benim orospum olacaksın, muhteşem kadınsın sen Zeynep” diye mırıldanırken, Zeynep’in parfümünü derinliklerinde hapsetmiş yastığı içime çekerek kokluyor ve azman olmuş sikimi saten çarşaflara sürttürüyordum.
O anda bir şey dürttü. Birden doğruldum, yataktan kalktım ve en yakın etajerin en üst çekmecesini açtım. Vitamin hapları, şarj kabloları ve not kağıtları vardı. Alt çekmecelerde de merak edilecek bir şey bulamadım. Bir sonraki etajer, komodin derken; gardrob kapısını açınca hazine karşıma çıktı! Kapağın iç yüzünde Zeynep’in sutyenli bir yarı çıplak fotoğrafı asılıydı. Deniz kenarında mayolu bir resim değil, belli ki bir otel odasında sikişten önce çekilmiş bir resimdi. Memeleri bomba gibiydi. Ağzı ve dudakları, sanki toplu blowjob şovunun bir saniye öncesinde gümbür gümbür gelecek üç-dört azgın erkeği hazır bekler seksi bir şekil almıştı. Gardrobun içinde, raflar boyunca onlarca iç çamaşırı dizilmişti. Bordo, mor, pembe, lacivert, açık mavi, her renkten ve her tondan! 30-40, belki de 60-70 takım süper seksi sutyen ve külot! Aman Tanrım!!! Mahvolmuştum!!!
Tam o sırada, aklıma banyoya gidip kirli sepetini aramak geldi. Ya burada yakınlarda bir yerlerdeydi, ya da evin başka bir yerinde çamaşır makinasının yanında olmalıydı. Yanılmamıştım. Duş kabinleri ile küvetin arasındaki kapaklı hasır sepette, hem Zeynep’in hem Mehmet’in birkaç günlük iç çamaşırları vardı. Gardrobdakilerle aynı renklerde, Zeynep’in amı ve götü kokan, bazıları hala nemli birçok kullanılmış çamaşır bulmuştum. Artık gözüm dönmüştü. Tekrar sepsert olmuş yarrağımı dar boxer külotumdan dışarı saldım ve dimdik ileri attım. Yıllar önce Mehmet’in annesi Zerrin Teyze için yapmış olduğum gibi, bu kez orospu gelininin dantel külotlarını ve sutyenlerini sikimin etrafına doladım. Sepette kalanları aldım, yatağa götürdüm. Dolaptaki temizlerden de alabildiğim kadar alarak yatağa uzanmak ve bir kez daha patlamak istiyordum. Bana tamamen yabancı ve hatta normalde yasak bir mekanda hiç tanımadığım ama görüntüsüyle beni azdıran bir kadının mahremiyetine bu şekilde erişmiş olmak beni inanılmaz derecede çıldırtmıştı. “Zeynep, oh Zeynep! Seni çok kötü sikeceğim Zeynep, amından götünden çok pis sikeceğim Zeynep!” diye bağırdığımı farkettim.
CanElsa (25 Eylül 2021)
3 years ago