Arkadaşımın eşi Zeynep (2)

Artık Mehmet daha sık yazmaya başlamıştı. Aleni bir ilgi vardı ve buna çok anlam veremiyordum. Yıllar sonra ilk kez karşılaştığı okul arkadaşına karısını siktirecek hali yoktu herhalde! Ben zaten gerek iş yoğunluğundan gerek içimden pek gelmemesinden dolayı bir süredir uzak duruyordum. Ama bir gün arka arkaya gelen iki mesajla iş daha da garip hal aldı. Önce Mehmet yazdı ve “Karımı beğeniyorsun değil mi? Bunu o soruyor ve senden özellikle cevap bekliyor” dedi. Şaşırdım, bir müddet durakladım. Sonra, beğendiğimi söyledim. Cevap olarak, Zeynep’in altı ay önce doğum yaptığını, henüz eski formuna geri dönmediğini, birkaç aya tekrar bomba gibi olacağını söyledi. Daha da şaşırdım. Demek ki bu muhteşem vücut, yeni doğum yapmış bir kadına aitti hem de! Vay canına! Hemen sonrasında, bende kayıtlı olmayan, ama ismini Zeynep Y***** olarak yazan bir numaradan mesaj aldım. “Doğrudan yazmak istedim. Bu oyun bana da Mehmet’e de heyecan veriyor. Eğer sen de aynı heyecanı duyuyorsan, bize gelmen beni çok mutlu eder. Unutma, yetişkin ve medeni insanlarız ve hiçbir şey mecburi değil” yazılıydı. Uzun uzun okudum, bir defa daha okudum. Bir süre sonra, benim de heyecan duyduğumu, ilk fırsatta Rotterdam’a geleceğimi yazdım. Zeynep, gizem perdesini daha da ağırlaştırarak, “Eski anılarını yaşayacaksın. Sana sürprizim var” yazdı…

On gün kadar sonra, Dortmund’dan bir firmadan davet aldım. Elimizdeki bir özelleştirme dosyasıyla çok ilgileniyor ve benle ilk fırsatta görüşmek istiyorlardı. Dortmund – Rotterdam arası arabayla taş çatlasa iki saat sürerdi. Asistanım biletimi almadan önce, Mehmet’e yazdım. Bir sonraki Salı sabahı Dortmund’da erkenden önemli bir görüşmem olduğunu, hala fikir değiştirmedilerse öncesinde Cuma veya Cumartesi’den gelip misafirleri olabileceğimi belirttim. Hemen cevap geldi! Ama Mehmet’ten değil, karısından geldi! “Mutlaka bekliyoruz! Yatağın şimdiden hazır!” demişti.

Amsterdam’a indiğimde yine bir süre kiralık aracımı bekledim. Cuma akşamı trafiği, yağmur, otoyolda çalışma derken; Mehmetlerin adresine anca 22.30’da varabildim. Hem yorgun hem heyecanlıydım. Beni güleryüzle, sıcak şekilde karşıladılar. Ama yine de herkeste bir çekingenlik vardı. Anlamsız nezaket sözleriyle merhabalaştık ve belirli bir mesafeyle, sırayla öpüştük. Üçümüz de yemek yemiş olduğumuz için, dışarı geçip geniş verandada oturduk. Zeynep, bakıcının kızlarıyla beraber uyumaya gittiğini söyledi, içki almak için salona geçti. Mehmet sırf laf olsun diye bahçeden, evden, komşularından bahsetti. Mehmet çok iyi bir ekonomist ve akademisyendi. Türkiye’de çok iyi bir işe sahipken, Rotterdam’daki uluslararası bir şirketten iki yıl önce teklif almıştı. Yeni işinden ve kazandığı paradan memnun olduğunu biliyordum, ama böylesine güzel bir evde oturduklarını tahmin etmiyordum. Dev gibi bir bahçe içinde, hem geniş bir zemine yayılmış hem çok katlı, ek olarak birçok da müştemilata sahip çok görkemli bir evdi. Kapalı havuzu, bilardo odası, video oyunları odası ve fitness merkezi vardı. Zeynep geri geldi ve içkilerimizi verdi. Ara ara çapkınca gülümsüyor, beni baştan aşağı süzüyor, konuşurken mimiklerimi ve el hareketlerimi dikkatle izliyordu. Lafa fazla karışmıyor, ama bazen tahrik edici ses tonuyla araya girip bir iki kelime ediyordu. Sanki içten içe bir plan kurgular hali vardı. Mehmet daha doğal, daha sıradandı. Tam anlamıyla geyik muhabbeti yapıyor ve can sıkıyordu. Ben gevşemiş, daha az elektrikli bir ortama geçiş yapmış, sessizleşmiştim. Zeynep “Bize biraz kendinden bahsetsen?” dedi. Mehmet gibi 44 yaşımda olduğumu, kötü bir evliliği geride bıraktığımı, kendi işimi kurup başarılı olduğumu, son yıllarda kendimi işe verdiğimi söyledim. Sorusu üzerine, 1.88 boyunda, 80 kilo civarında olduğumu belirttim. Mehmet 1.83, Zeynep 1.78’miş. Zeynep 36 yaşındaymış. Eski karım hakkında hiç soru sormaması dikkatimi çekti. İlgisiz, cool bir kadın havası vardı. Ben bana doğru uzattığı seksi ayaklarını dikizlerken, Zeynep ertesi sabah hep beraber çocuk doktoruna gideceklerini, öğleye doğru dönebileceklerini, o vakte kadar evin bütünüyle bana ait olduğunu nedense fısıldar gibi söyledi.

Sonra beraberce içeri girdik. Çantamı aldım ve evin içinde döne döne, ine çıka yol aldık. Odam onların odasının bir üstünde, iç avlu gibi açık bir yerdeydi ve onların odasının kapısına tepeden bakıyordu. Bakıcı ve çocuk o kanatta değil, evin bambaşka bir ucundaydı. Benim odamın yanında bir sürü başka oda vardı ama kalan kimse yoktu. Zeynep son olarak şunu dedi: Odamın banyosundaki duşun tazyiği zayıfmış, eğer dilersem sabah uyandığımda onların odasına inip orada duş alabilirmişim. Nasıl olsa evde kimse olmayacakmış, rahat edermişim.

Odama girer girmez soyunup kendimi yatağa bıraktım. Dalmışım. Gece bir ara derinden gelen seslerle uyandım. Rüya görüyorum sandım. Ancak, kulak verdikçe, sesleri daha rahat duyar oldum. Mehmet ile Zeynep konuşa konuşa sikişiyorlardı. Mehmet’in karısına “Can seni siksin istiyorsun değil mi? Hem ben hem Can sikecek seni. Sonunda muradına ereceksin. Fantezimiz için Can’ı bekledin değil mi?” diye tekrarladığını duydum. Zeynep kocasına inleyerek, bağırarak, “Evet, evet, evet! Beraber sikeceksiniz beni!” diye cevap veriyordu. “Can’ın siki çok büyüktür kesin. Can’ın sikini tüm deliklerimde istiyorum!” diye haykırıyordu. Yataktan doğruldum. Elim kocaman olmuş sikimde, kapıya yöneldim. Yatarken kapatmış olmama rağmen, odamın kapısı ardına kadar açıktı. Karanlıkta dikkat ederek, oda önündeki koridora çıktım. Mehmetlerin odasının ışığı açıktı ama yukarıdan bir şey gözükmüyordu. Yine de, çıkan sert vuruş seslerinden, Mehmet’in arkasına geçmiş halde Zeynep’i siktiğini tahmin ediyordum. Gecenin o saatinde, muhteşem vuruşuyorlardı. Bizim angut Mehmet, dünya güzeli karısını evire çevire, bağırta bağırta sikiyordu. İkisi birlikte haykırışlarını daha da yükseltirken, ben de avludan yukarıya fışkırtmaya hazır haldeydim. Bir yandan yıllar öncesinden Mehmet’in annesinin memeleri ve iç çamaşırları, diğer taraftan Mehmet’in göt deliği ve siki, en nihayet Zeynep’in benle ilgili lafları ve hayvan gibi sikilirken çıkardığı sesler damarlarımı doldurmuş, büyük sikimi demir gibi yapmıştı. Böğürmeye benzer haykırışlarla beraber önce ikisi patladı, hemen ardından ben de koyverdim. Sanırım iki metre uzağa attırmıştım ve fışkırmam çok uzun sürdü.

CanElsa (16 Eylül 2021)
Published by canelsa
3 years ago
Comments
Please or to post comments